|
İLÇELERİMİZ
AYANCIK
İlçenin tarihçesi
Ayancık İlçesinin tarihi ilk çağlara kadar uzanır. Ayancık ve çevresinde
yaşayan ilk kavimler Paflogonyalılar, Amazonlar, Akalar ve Dorlardır. İlk
çağda Paflogonya Batı Karadeniz bölümünde Biritanya, Pontusya ve Galatya
arasında kalan yerdir. Pafogonyalılar bu bölgede bilinen ilk yerli halktır .
M.Ö. 1200 yıllarına kadar Etiler’e bağlı, onların korumaları altında
yaşamışlardır.
Ayancık ve çevresi 11. yüzyılın sonlarında ilk kez Danışmentoğullarının
egemenliğine girmiştir. Bölge 1204 te Anadolu Selçuklularının, 1259 da
Pervaneoğullarının, 1292 de Candaroğullarının eline geçmiştir. 1460 yılında
Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferine giderken Sinop ve çevresini Osmanlı
Devletine bağlamıştır. Tanzimat Devrine kadar Ayancık ve Çevresi Kastamonu’
ya bağlı dört kadılıktan birinin yönetimi alanı içinde kalmıştır. Tanzimat
ile başlayan, daha sonra devam eden yenileşme hareketleri sırasında Ayancık
ve çevresinde (Sancak-Kaza) İlçe yönetimi kurulması düşünülmüş, İlçe merkezi
olarak da Ayandon (Türkeli İlçesine bağlı Ayazköyü) kabul edilmiştir.
Ayancık ve Ayancık Çayının doğusundaki köylere egemen olan Şükrüoğulları
1860 yıllarda Çaylıoğulları ile anlaşarak İlçe merkezinin Ayancık’ a
taşınmasını kendi çıkarları ile uygun görmüşler ve 1860’ lı yıllarda bir
değirmen ve birkaç önemsiz yapıdan oluşmuş küçük bir yerleşim yeri olan
Ayancık, zaman içinde Kaymakamlık ve Askerlik Şubesi gibi resmi kurumların
ve bir çok konut ve ticaret yapılarının kurulması ile hızla gelişmiştir.
Alman ve Belçika sermayeli kereste fabrikasının 1929 yılında işletilmeye
başlanması, bölge ekonomisi ve sosyal hayatında dönüm noktası olmuştur.
Ayancık bu tarihten sonra sürekli gelişme göstermiştir. 1860 ‘lı yıllarda
yapılan eski Hükümet Konağı binası 1952’ de yanmış, yerine bugünkü mevcut
bina yapılmıştır.
Ayancık, Cumhuriyetin ilanına kadar Kastamonu İline bağlı iken, Cumhuriyetin
ilanından sonra yapılan idari düzenlemede Sinop İline bağlı İlçe olmuştur.
Coğrafi yapısı
Batı Karadeniz coğrafi bölgesinde yer alan Ayancık İlçesi; Kuzeyde
Karadeniz, Güneyde Sinop İli Boyabat İlçesi ve Kastamonu İli Taşköprü
İlçeleri, Batıda Sinop İli Türkeli İlçesi ve Doğuda ise Sinop İli Erfelek
İlçesi ile çevrilidir. İlçenin İl ile olan bağlantısı 55 Km.’ lik sahil
karayolu ile sağlanır.
İlçenin toplam arazisi 86.600 (Ha) olup, Yüzölçümü 866 km2 ve Rakım 10 m.’
dir. İlçe merkezi 202 metre yükseklikteki “Maltepe” ve “Ayantepe” ile deniz
arasında Ayancık Çayı Vadisinde kurulmuştur. İlçe adını Ayan tepesinden
almıştır.
İlçemiz sınırlı ve toplam 94.500 (Da) büyüklükte tarım arazisine sahiptir.
Ancak, % 71.86 gibi büyük bir kısmı tarım dışı arazidir. Tarım arazisi
olarak tanımladığımız arazinin sadece % 28.14 lük kısmından ibaret olan
arazilerin de, büyük bir kısmını eğimli araziler teşkil etmektedir. Çok az
bir kısım arazi ise vadi yataklarındaki küçük düzlüklerden ibarettir.
Buna karşılık, toprak yapısı itibari ile killi ve kalkerli bir karaktere
sahip bulunduğundan orman ürünlerinin yetişmesine son derece elverişlidir.
Bölgede 53.524,5 (Ha) ağaçlı, 3.388,1 (Ha) ağaçsız olmak üzere toplam
569.912,5 (Ha) ormanlık saha bulunmaktadır. Çok zengin çam, köknar, meşe,
gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç, kavak türleri ile özellikle Çangal
Ormanları “ağaç denizi” olarak nitelendirilir.
Yeşilin her tonunu bu ormanlarda görmek mümkündür. Kıyı şeridindeki çeşitli
ağaç türlerinden oluşan bitki örtüsü içine yer yer Akdeniz bitkilerine de
rastlanır. Güneye doğru inildikçe iklim kuraklaşmaya başlar ve bozkır
bitkileri görülür.
Akgöl yapay bir orman gölüdür. Bunun dışında doğal yada yapay gölü
bulunmamaktadır.
Uzunluğu 90 Km. civarında olan ve çok sayıda küçük derenin birleşmesinden
oluşan Ayancık Çayı, geniş bir alanın sularını toplayıp tek kol halinde İlçe
merkezinden denize dökülür.
Bölgenin en yüksek dağlarına sahip bulunan Ayancık’ın, Kuzey Anadolu sıra
dağları üzerindeki Zindan 1750 ve Çangal 1605 metre yükseklikteki
dağlarıdır.
Ayancık İlçesi deprem bölgesi sınıflandırılmasında 4. bölgede
bulunulmaktadır.
Ayancık 55 km.’ lik sahil yolu ile Sinop İli’ ne bağlanmıştır. İç kesimlerle
olan bağlantısı Çangal yolu üzerinden Kastamonu yolu ile sağlanmaktadır.
Bazı İl Merkezleri ile İlçelere olan uzaklıkları Şöyledir: Samsun: 218 km.,
Kastamonu: 140 km., Ankara: 435 km., İstanbul: 630 km., Türkeli: 35 km.,
Boyabat: 72 km., Gerze: 94 km., Erfelek 46 km.’ dir. İlçeler arası ulaşım
minibüslerle sağlanmaktadır.
İklim : Ayancık yöresinde tipik Karadeniz iklimi egemendir. Kışları serin ve
yağışlı, yazları kurak ve nemlidir.
Sıcaklık : Yıllık ortalama sıcaklık 14.0 C’ derece’ dir. En yüksek ortalama
Temmuz ayında olup, 22.2 C’, en düşük ortalama sıcaklık ise Ocak-Şubat
aylarında oluşan 6.6 C’ dir. . Deniz suyu sıcaklığı Haziran ve Temmuz ayları
itibariyle ortalama 23-24 derecedir.
Nem Oranı : Yıllık ortalama nisbi nem oranı % 72’ dir. Nem oranı en yüksek
değerine % 76 ile Mart, en düşük değerine ise %70 ile Haziran, Temmuz ve
Aralık aylarında ulaşmaktadır.
Yağış : Yıllık ortalama yağış 1003,1 mm’ dir. En çok yağış 139,2 mm ile
Aralık, en az yağış 34,9 mm ile Temmuz ayında görülmektedir. Yüksek
kesimleri kış sezonu süresince genelde karla kaplı geçer.
Rüzgar : Yılda fırtınalı gün sayısı ortalama 9,2’ dir. En çok esen rüzgar
güney, en kuvvetli rüzgarlar ise kuzey ve kuzeybatı rüzgarlarıdır.
Bitki Örtüsü : Yörenin doğal bitki örtüsünü ormanlar oluşturmaktadır. Bitki
örtüsü çok zengin ve yoğun olup, yükselti kuşaklarına göre
farklılaşmaktadır. Kıyı kesiminde yayvan yapraklı orman dokusu, makilik ve
fundalıklar ile kültür bitkileri yaygındır. Kıyıdan itibaren yükseldikçe
iğne yapraklı ağaç ve bitki türleri yoğunluk kazanmaktadır. Ormanlarda çam,
köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç, ıhlamur, çınar, kestane,
kavak çeşitli maki ve çalı türleri yer almaktadır.
Nüfus Durumu
İlçemizin nüfus kayıtlarına göre açık kayıtlı nüfusu 110.057 dir.
1990 yılında İlçenin merkez nüfusu 10.418, köylerinin nüfusu 25.625 ve
toplam nüfusu 36.043 iken;
22 Ekim 2000 tarihinde yapılan genel nüfus sayımı sonuçlarına göre; İlçenin
merkez nüfusu 10.919, köylerin in nüfusu 15.128 , toplam nüfus ise 26.047’
ye düşmüştür.
Kilometrekareye 33 kişi düşmekte olup, nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının
altındadır.
Nüfus düşüşünün en önemli nedeni ÖRÜS Kereste - Sunta fabrikasının
özelleştirilmesi ve Hava Radar Üssünün Ayancık’ tan taşınması sonucu iş
sahalarının yetersiz kalmasıyla istihdamda meydana gelen azalmadır. Genç
nüfus sürekli olarak İlçe dışına yada yurt dışına işçi olarak göç
etmektedir. Bununla birlikte yaz sezonu tatilini geçirmek amacıyla
gelenlerle yaz döneminde İlçe nüfusu 50.000 civarına çıkmaktadır.
İlimiz ilçeleri arası genel nüfus durumuna göre İlçemiz Boyabat ve Durağan
İlçelerinden sonra 3 üncü, İlçe merkezi nüfus durumuna göre ise 2 inci
sırada bulunmaktadır.
İdari Durum
İlçe merkezinde 4 mahallesi vardır. 71 bağlı köyü olup, bu köylere bağlı 312
mahalle bulunmaktadır. Bu durum, dağınık yerleşmenin niteliği hakkında
yeterli bir fikir verebilir. Kırsal alandaki bu dağınık yerleşme altyapı
hizmetlerinin verilmesine sınırlama getirmektedir.
İlçe Merkezi dışında belediye teşkilatı bulunmamaktadır.
Ayancık İlçesi; Kuzeyde Karadeniz, Doğuda Erfelek İlçesi , Güneyde Boyabat
İlçesi ve Kastamonu İli Taşköprü İlçesi, Batıda Türkeli İlçesi ile
çevrilmiştir.
BOYABAT
Boyabat Tarihi
Boyabat ve çevresi eski bir yerleşim yeri olmakla birlikte İlçe M.Ö. 600
yıllarında kurulmuş olup, şehrin eski adı Germanipolis’tir.
Boyabat, Boy ve abat kelimelerinden meydana gelmiştir. Boy, uzunluk; Abat
ova anlamına gelmektedir. Kurulduğundan bu yana Boyabat sırasıyla şu
devletlerin himayesi altında bulunmuştur.
1-Gaşkalar : M.Ö.1400-1300 yılla
2-Hititler : M.Ö.1330-1100 yılları
3-Paflagonya : M.Ö.1100-700 yılları
4-Lidyalılar : 546 yılı
5-İranlılar : 377 yılı
6-Pontuslar : 183 yılı
7-Romalılar : M.Ö.64-M.S.355
8-Bizanslılar : M.S.395-1126
Boyabat yöresi Danişment hükümdarı Gümüş TEKİN tarafından Bizanslılardan
alınmış olup; 1175 yılında Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklulardan da
1309 yılında Candaroğlu Süleyman Paşa almıştır. Yıldırım Beyazıt tarafından
Osmanlı İmparatorluğu’na katılan Boyabat, Ankara savaşından sonra tekrar
Candaroğulları’nın eline geçmiştir. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet
tarafından tekrar Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesine girmiştir. Boyabat,
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kastamonu Sancağına bağlı bir kadılıktı.
Bağdat seferi dönüşünde IV. Murat Kurusaray köyünün Kışla Mahallesinde kışı
geçirmiştir. Yollar açılınca İstanbul’a dönmüştür.
Tanzimat devrinde Boyabat, kadılıktan nahiyeye dönüştürülmüş, 1868 yılında
da Kaza yapılmıştır. 1923 ‘te Cumhuriyetin ilanı ile her yönden yeni bir
döneme girmiştir.
Boyabat Hakkında Bilgiler
YÜZÖLÇÜMÜ 1568 km2
NÜFUSU 43.929
İLÇE MERKEZİ 21.452
KÖYLER 22.477
RAKIM 330 m.
İlçenin Tarihçesi ve Coğrafi Durumu
Boyabat ilçesi,Sinop ilinin güneyinde yer alır. Sinop iline uzaklığı 90
km.dir. Samsun Kastamonu devlet yolu üzerindedir. Boyabat ilçesinin M.Ö.600
yıllarında kurulduğu sanılmaktadır. Ayasofya Kütüphanesindeki Batlamyos’un
coğrafya haritasında Germamkopolis (veya Yermanikopolis) şehri bugünkü
Boyabat Kalesi yerinde gösterilmiştir. Boyabat Türk dilinde kullanılan bir
kelimedir. Boyalıova demektir. Pervaneoğulları Beyliği zamanında Türk
hakimiyetine girmiştir. 1860 yılına kadar Kastamonu iline bağlı bir Kadılık
iken,1884 yılında Sinop’un ilçesi olmuştur.
Halen 7 mahallesi ve 106 tane köyü bulunmaktadır. Doğusu Durağan, güneyi
Saraydüzü ve Kargı,batısı Hanönü,kuzeyinde ise Ayancık,Erfelek ve Merkez
ilçe ve Gerze ile sınırdır.
İlçenin Turizmi
Ana ulaşım yolu üzerinde olmaması sebebiyle turizm fazla gelişmemiştir.
Ancak iç turizm de hareket görülmektedir. Özellikle ekim ayının ikinci
haftasında başlayan 7 günlük “Boyabat Panayırı” ve 6 Mayısta “Hıdırellez
Şenlikleri” adı altında eğlenceler tertiplenir. Boyabat Panayırı ilçe
ekonomisine de canlılık kazandırmaktadır.
İlçenin Tarihi Eserleri
Boyabat Kalesi;Sinop yolundan Boyabat’a girildiğinde şehrin ortasından geçen
Gazidere Çayından batıya doğru bakıldığındaBoyabat Kalesi görülür. Kalenin
M.0.600 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kalenin batı ve kuzey
tarafları uçurum halindedir. Kalenin üzerinde bir düzlük vardır. Tarihi
eserlerimizden kalıntılarına rastlanan Salar Köyü Kaya mezarı , Dodurga
Köyünde resili kaya,Harebe Hamam,yine ilçe merkezinde Bekir paşa çeşmesi,
Deli Çeşme, Çarşı Çeşme,Hacı Battar çeşmesi,uzun Mustafa Çeşmesi
bulunmaktadır. Boyabat ilçesinde höyük araştırması yapılmamıştır.
Boyabat, Sinop vilayetine bağlı, Batı Karadeniz bölgesinde olan bir ilçedir.
Doğusunda Durağan, güneyinde Vezirköprü ve Kargı, batısında Taşköprü,
kuzeyinde Ayancık(İstifan), Erfelek, Sinop ve Gerze yer almıştır. Yüz ölçümü
500km2 kilometrekaredir.Nüfusu 2000 sayımına göre ilçe merkezi 25290 köyleri
29.140 dir. toplam nüfus 54 430 dur.
Boyabat’ın toplam 106 köyü mevcuddur. İlçe merkezinde 7 adet mahalle
mevcuddur bunlar sırasıyla Kemaldede,Gökdere,Zincirlikuyu,Kumluk, Çamlıca,
Esentepe,ve Camibekir mahelleleridir. İlçede 7 adet ilk öğretim okulu, 1
adet yatılı ilk öğretim bölge okulu , 5 adet Lise, 1 adet çıraklık eğitim
okulu,ve Samsun 19 mayıs ünüversitesine bağlı 2 yıllık yüksek okul
bulunmakdadır. 1 adet kapalı spor salonu Boyabat’a hizmet vermekdedir.
Boyabat’ın köylerine bağlı 60 adet ilköğretim okulu mevcuddur.Ayrıca ilçe
merkezinde 26 adet Cami bulunmakdadır.
Son 10 yıl içinde Boyabat’ın çehresi muazzam şekilde değişmiş şehirleşme
çevredeki Daylı,Çorak,Karacaören köyleriyle adeta birleşmiş bulunmakdadır.
Sanayi bakımından ilçemizde mevcud 30 adet tuğla ve kiremit fabrikası,2 adet
cam mozaik fabrikası, 2 adet çivi fabrikası, 5 adet çeltik fabrikası, 1 adet
parke fabrikası bulunmakdadır.
Boyabat eskiden bir kale kasabası idi Evler kale içersinde bulunurdu Çevrede
daha çok çay yataklarında,erenlikde başka evler vardı. Araştırmalarımızdan
200 yıl önce Kaleden gökdere mahallesine oradanda şehrin altından geçilerek
erenlik mıntıkasından çıkılırmış.
Belgelerde 1830 da kalede 30 evin barındığı yazılır. Boyabat kasabası 1925
yılı sonbaharında yanmış kasabada hiç bir ticarethane kalmamıştır.Boyabat’da
yaşamış eski insanlarımız ve yangına şahit olanlar Boyabat yangınının ilk
yaşanmış büyük facia diye nitelerler.
1943 yılında Boyabat ikinci bir felaket olarak deprem yaşamışancak ölüm
olayı yaşanmamıştır Maddi zararın dışında herhangi bir şey olmamıştır.
1948 yılında yılın en büyük sel felaketi yaşanmış ve Boyabatlılara çok büyük
korku yaşatmış selden 2 gün sonra sel yatağında 3 ceset
bulunmuştur.Boyabatlılar bu korkunç sele kabak seli adını vermişlerdir.
Boyabatın içinden Gazidere çayı geçer ve 4 km. sonra Gökırmağa dökülür.
Boyabat toprak alanı içinde bulunan en yüksek tepeler:Bürnük 1363 metre,
Süngülcetepe 1463 metre Alınca yaylası Manastıratepesi 1429 m. Elekdağı
Dikmentepe 1538 m. Eynekdağı 1412 m. Bekiröldüğü 1583 m. Göktepe 1557
metredir.Boyabat’ın denizden yüksekliği 310 m. dir.Umumi arazinin %30′u
ekili arazi %35′i 5′iorman ve fundalık, %4′ü çayır ve mera%2,5′ u yerleşme
merkezleri, %1,5 su yatakları, %27’si kullanılamaz arazidir.
Boyabat’ ın Ekinören köyünde petrol, Kovaçayır köyünde kırom akbelen,
cemalettin ve Bağluca köylerinin sınırları içinde linyit yeni Mehmetli
köyünde kaolin,koğa çayır köyünde maden suyu, Sarıağaç çayırı köyünde
manganes vardır.Ayrıca Boyabatın Değirmentaşı ve çakmak taşı çok meşhurdur.
Boyabatta,Gökçeağaçsakızı Köyünde Boyabat topraklarına giren Gökırmak en
büyük akar suyudur. Gökırmak Durağan sınırına kadar 24köyün arazisini sular.
Ayrıca Kızılırmak da Boyabatın doğusınırını çizer.Hacıçayı yaylacık fakılı
köyleri bu vadidedir. Boyabatın içinden geçen gazidere(karadere) çayı
dereçatı köyü TaşhanlıGazidere Tabaklı,Gazidere ve Boyabat ovasını sulayarak
Alibeyli köyü önünde gökırmağa katılır. Sesleriyle meşhur çarşap çayı Kaya
boğazı ve çarşap köylerini sular. Saraydüzüne bağlı Cumaköy ovasında Kocaçay
ismini alır. Cumaköy Cumakayalı,Cumatabaklı, Yenice ve Şıhköyü arazisini
suladıktan sonra Arım köyünde Arım çayına karışır. Arımçayına Korucuk
köyünden geçtikten sonra Durağan sınırında Gökırmağa katılır.
Elekdağ ormanları Göktepe,Bürnük ve Karageriş Ormanları Boyabatın önemli
Ormanlarıdandır. Bu ormanlarda çam,meşe,kayın,köknar,ardıç, kavak ve gürgen
bulunur. Boyabat arazisinde pirinç hububat pancar sebzeler ve meyveler çok
bol yetişir. Keçi,koyun ve sığır oldukça fazladır. Bol miktarda tavuk da
bulunur.
DURAĞAN
Yüzölçümü 1103 Km2 Kuruluş Yılı 1954
Köy Sayısı 69 Toplam Nüfusu 30.039
COĞRAFYASI
Durağan :Anadolu yarım adasının kuzeyinde Karadeniz Bölgesinin Batı
bölümünde yer alan Sinop İlinin bir İlçesidir. Matematiksel konumu olarak
35-36 doğu meridyenleri (Boylam) ile 41-42 Kuzey paralelleri (Enlem)
arasında yer alır.İlçe Merkezi alüvyonlu toprak ile kaplı olup Gökırmak
Vadisi üzerindedir. Jeolojik yönden toprak 3. zamana aittir.İlçe merkezinin
Sinop’ a uzaklığı 120 Km’ dir.Boyabat-Vezirköprü-Havza karayolunun 26 Km’
sinde, bu yolun iki tarafında Saraydüzü-Karğı yolu ile keşiştiği kavşak
üzerinde kurulmuştur.Kızılırmak’ın en büyük kolu olan Gökırmak, şehrin
içerisinden akmaktadır.İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği
(Rakımı) 220 m’dir.
Durağan, kuzey’de Dikmen-Alaçam, doğuda Alaçam-Vezirköprü, güneyde
Vezirköprü, batı’da Saraydüzü ve Boyabat İlçeleri ile çevrilidir. İlçeye
bağlı toplam 65 Köy ve merkez mahallelerle birlikte 69 muhtarlık
bulunmaktadır.
Dağlar
İlçenin yüz ölçümü 910 Km2′ dir. Arazinin % 80′i dağınıktır. Bölgede
Kuzey Anadolu sıra dağları içerisinde yer alan, isfendiyar ve doğu ılgaz
dağlarının uzantıları olan ve bölğesel isimle anılan dağların bazıları
şöyledir. İlçe merkezinin Güneyinde Adadağı, Kuzeyinde Buzluk, Doğusunda
Soyuk - Karatepe ve Gümlek Dağları bulumaktadır. Dağların yüksekliği 500
-1451 m arasında değişmektedir. En yüksek yer 1451 m ile Çorakyüzü köyü
mevkisinde bulunan (DEDEMİN) tepesidir. Diğer tepeler ve yükseklikleri ise
şöyledir.
Yaylalar ve Ovalar
Yaylalar : Yeşilyurt köyü çevresinde Kuzuluk Çalı, Yaylı Çal, ev Çalı;
Kaplangı ve Aşağıalınca köyleri çevresinde Takir; Dereli Köyünde, Kalfet;
Hacımahmutlu Köyü çevresinde Karapınar, Karakütük ve Hatipoğlu Yayaları,
Yassıalan Köyü’nün üst kısmında mezarlık mevkiinde Bozarmut Yaylası
bulunmaktadır.
Ovalar : Dağlar arasında küçük düzlükler halinde ve Kızılırmak ile Gökırmak
Vadileri üzerinde bulunmaktadır.Irmakların iki tarafından dar bir şerit
şeklinde ve köylerin adları ile anılan Ovalar en verimli olanlarıdır.İlçe
merkezinde Karayazı, Başgezek ve Çayırovası : Köylerde Dağdelen, Akçabük,
Yandak, Yalnızkavak , Yeşilkent, Hacıoğlan,Alpaşalı ve Karadiğin ovaları
sulanabilen verimli ovalarıdır. Kızılırmak Vadisinde buluna Gökdoğan,
Köklen, Çöve, Boyabükü, Yoğunpelit ve Beybükü ovaları Altınkaya Baraj Gölü
sahası içerisinde kalmıştır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : İlçenin önemli akarsuları Kızılırmak ve bu ırmağın kolu olan
Gökırmak’tır.Gökırmak Kastamonu İli sınırları içinde doğup Durağan İlçe
merkezinin 6 Km doğusunda Gökdoğan Köyü yukarı Mahallesinin tam karşısında
Kızılırmak’ la birleşmektedir. Ancak bugün burası Altınkaya Baraj Gölü
sahası içinde kalmıştır.Göl suları yazın çekildiğinde birleşme yine burada
olmaktadır.İlçenin can damarı Gökırmak’tır.İlçe’ de bunlardan başka Ardım
Çayı, Felek Çayı, Kanlı Çay, Sırnık Çayı, Akbel Çayı, Çayağzı Çayı ve Ümerik
Çayı gibi yaz aylarında kuruyan, kışın ve İlkbahar mevsimlerinde Gökırmak’ı
besleyen çaylar bulunmaktadır.
Göller : İlçenin tabi gölleri yoktur.Baraj Gölleri ve Göletleri vardır.Bafra
İlçesi sınırları içinde kurulan Altınkaya Barajı, Kızılırmak Vadisi boyunca
ilçemizin Yoğunpelit, Salarkolu, Boyabükü, Çöve, Köklen, Kemerbahçe,
Yağbasan, Gökdoğan ve Beybükü köylerine ait arazilerini kaplayarak ilçe
merkzi sınırına kadar sun’i bir göl oluşturmuştur.
İlçenin Kuzey doğusunda Karayazı Ovasını sel taşkınlarına karşı koruma ve
sulama amaçlı DSİ tarafından yapılan Durağan göleti bulunmaktadır.Yukarıkaracaören’
de de arazi sulama amaçlı gölet vardır.
İlçemiz Güngören (Kepez) Köy sınırları içinde Kızılırmak üzerinde Altınkaya
göl sahasını korumak ve elektrik üretim amaçlı kepez barajı inşaatı ile
ilgili çalışmalar devam etmektedir.Baraj gövde inşaatının bulunduğu yer
Durağan İlçesine bağlı yer Durağan İlçesine bağlı Güngören (Kepez) köy
sınırları içerisindedir.
İlçemiz Sınırları İçinde Bulunan Büyük Barajlar
İlçemiz sınırları bulunan Kızılırmak ve onun büyük bir kolu olan Gökırmak
nehirleri su potansiyeli olarak bölgemize büyük imkanlar sağlamaktadır.
Kızılırmak üzerinde yapımı tamamlanmış olan Altınkaya Barajının Gölü
ilçemize ekonomik bir canlılık sağlamıştır. Balıkçılık kooperatifleri
geliştirilerek balıkçılık teşvik edilmiş ve bir çok ailenin geçim kaynağı
durumuna gelmiştir.Baraj gölünde amatör olarak avlanabilen balık türleri
Yayın balığı, Sazan, Kefal çok nadir olarak da Levrek balıklarıdır.Altınkaya
baraj gölü bölgemiz iklimini müspet olarak etkilemiş ve yağışlar ile bitki
örtüsüne canlılık kazandırmıştır.Aynı şekilde yer altı sularının da
zenginleşmesini sağlayarak tarımdaki verime katkı sağlamıştır.
Mavi ve Yeşilin iç içe yaşadığı bu doğa harikasından insanlarımızın istifade
edebilmesi için mesire ve dinlenme tesislerinin yakın bir gelecekte
kurulması ayrıca bölge halkını mutlu edecektir.
İklimi :
İlçe Karadeniz kıyılarında hüküm süren Karadeniz iklimi ile iç kısımlarda
hüküm süren karasal iklim arasında bir geçiş iklim hakimiyeti
altındadır.Yazları fazla yağış olmaz nispeten kurak geçer, kışlar ise çok
soğuk değildir. İlçe merkezinde rakım 220 m’dir. Çevre köylerde rakım
yüksektir. 1400 m yükseklikte köyler mevcuttur.Buralarda kış mevsimlerinde
kar yağışı yoğundur. İlçe merkezinde ise yağış kardan ziyade yağmur şeklinde
görülür. Kış aylarında sıcaklık 0 C’ nin altına pek az düşer.Gün olarak 5-10
günü geçmez. İlçe merkezinin etrafı (Güney-Kuzey) dağlarla çevrili
olduğundan Kuzey’ den ve Güney’ den gelen hava akımlarından fazla
etkilenmez. İlçede her ne kadar Karadeniz iklimi bölgesinde ise de; bu
iklimin gerçek özelliklerini göremeyiz. Karadeniz- İç Anadolu karma yağış
tipi görülür. En çok yağış ilkbaharda alınır. İlkbahar erken gelir, her
taraf birden yeşerir.
Sonbahar mevsimi ilçenin ikinci derece yağış mevsimidir. Yıllık yağış
ortalaması 800 mm’ dir.Türkiye’nin orta derecede yağışlı yöreleri içerisinde
yer almaktadır.Konfeksiyon ( Yükselim) ve depresyon (cephe) yağışlar
görünmektedir. İlçede esen rüzgarlar daha çok batı rüzgarlarıdır. Nem oranı
Altınkaya barajı Gölü etkisi ile son yıllarda önemli ölçüde artmıştır.
Sıcaklık, yükseklik, yer şekilleri ve karasallık gibi nedenlerle değişiklik
gösterir.Yıllık sıcaklık ortalaması 8 C’ dir.Bu sıcaklık Ocak ayında 0 - 5
arasındadır, Temmuz ayında 15-20 C arasında değişmektedir.
Görüldüğü gibi iklim yaşama şartlarına ve bitki örtüsünün oluşumuna engel
olarak uygundur.Bugüne kadar bilinen en etkili kuraklık 1994 yılında
görülmüştür.
ğu’ndan Sinop’u geri aldı.
Erfelek
Erfelek, Karasu Çayı ile İşkembe Çayı’nın (Kınık Deresi) birleştiği yerde
kurulmuş, Sinop’a bağlı bir ilçe merkezidir. Bugüne kadar sıra ile Cumayanı,
Salavat, Karasu, Erfelek isimlerini almıştır.
MÖ45 yıllarında Sinop’a 18 mil mesafeden su getirildiği, muazzam su
yollarının yapıldığı yazılıdır. Bu su yollarının Erfelek’in Hasandere
Köyü’nden geçtiği kalıntılardan anlaşılmaktadır. Erfelek İlçe Merkezi’nde
önemli tarihi kalıntılar ve tarihi yerler yoktur. Köylerinde;
Abdurrahmanpaşa’da “Uzun Türbe”, Tekke’de “Sarı Tekke”, Balıfakı’da “Fakı
Türbesi”, Sorkun’da “Halil Türbesi”, Akçaçam’da “Aşık Hasan Türbesi”,
Kızılcaelma’da “Çile Türbesi”, Yeniköy’de “Akpınar ve Kanlı Türbe” gibi
türbeler mevcuttur.
Uzun türbe ve Sari Tekke’de yılın belli günlerinde dualar yapılır ve pazar
yerleri kurulur. Akçaçam’daki Aşık Hasan Türbesi’nde Sinop’ta yatırı bulunan
Seyit Bilal Hazretleri’nin kardeşinin yattığı rivayet edilmektedir.
Karasu’da ticaretin günden güne canlılık kazanması, kentin büyümesi,
çevredeki ihtiyaçların çoğalması, idari iş ve ihtiyaçların gelişip
güçlenmesiyle 01/04/1960′da ilçe olarak, adı da Erfelek diye
değiştirilmiştir. Bu isim, kasabanın Güney Batısı’nda Kazmasökü civarında
bulunan Erfelek ormanlarına izafeten verilmiştir.
Erfelek ilçe olduktan sonra süratle gelişmiştir. 1977 yılı itibariyle,
ilçenin tüm köylerine yaz aylarında taşıtların gidebileceği yollar
yaptırılmıştır. 1988 yılı Kasım ayı itibariyle de ilçenin tüm köyleri ulusal
elektrik şebekesine kavuşmuştur
Gerze
Karadeniz Bölgesinin gezmeye görmeye değer, tarihi ve tabiat güzellikleri
ile dolu olan Gerze ilçesi, antik çağlardan bu yana toplumlar tarafından
yerleşme ve barınak yeri olarak seçilmiştir. MÖ.1400 yıllarında Gaşgalılar (Gasgaslar)
tarafından küçük bir köy olarak kurulan şirin sahil ilçesi Gerze, daha sonra
Paflagonya Devletinin eline geçmiş, sırasıyla da Hitit, Frig, Kimmer, Lidya,
Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine
girmiştir. 1214 yılında I.İzzettin Keykavus zamanında Selçuklu Devletinin
hakimiyetine giren Gerze, bir ara Trabzon Rum İmparatorluğunun eline geçmiş,
1459 yılında da Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğuna
bağlanmıştır.
Gerze’nin tüm sahillerinde çam ormanları denizle kucaklaşır. Çalboğaz Koyu,
Bedre Koyu, Değirmenler Mevkii, Uçuk, Hurma, Caymaaltı, Kargasa piknik ve
denize girme yerleridir.Gerze bir zamanlar evleri ve gül bahçeleriyle ün
salmıştı.1956 yılında Gerze’de çıkan yangında, bölgedeki bağdadi tarzda
yapılan ahşap evler çoğunlukla yanmış. Onların yerine kagir binalar
yapılmış. Ama hemen hepsi iki katlı ve bahçeli. Ancak hala bazı eski evlerin
kapı tokmakları görülmeye değer.Fotoğraf çekenler için güzel çekim mekanları
var. Hemen her evin bahçesinde yer alan güller ise beldeye ayrı bir keyif
katıyor. Eğer buraları gezmedim diyorsanız sizi GERZE’YE mutlaka bekliyoruz
Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Boyabat ve Durağan, doğusunda Dikmen batısı
Sinop ile çevrili olan ilçenin yüzölçümü 594 km²dir. İl merkezine denizden
13 mil, karayolundan 39 km.dir. Samsun iline 132 km. uzaklıkta olan
Gerze’nin yükseklikleri 900 metreyi bulan Elma ve Köse Dağlarının yanı sıra
Dede Dağı ve Hasan Dağı bulunmaktadır. Köyler; orman içi, orman kenarı,
kıyılık ve ovalık olmak üzere üç yerleşim bölgesinde yer almaktadır. 71 köyü
ve bir bucağı bulunmakta iken, Dikmen Bucağı 20 Mayıs 1990 tarihinde
kendisine 31 köy bağlanarak ilçe olmuştur. Gerze ilçesine bağlı bulunan 42
köy, arazinin meyilli olması nedeniyle dağınık bir yerleşim yapısına
sahiptir.
SARAYDÜZÜ
Boyabat İlçesine bağlı Bucak iken 20 Mayıs 1990 gün ve 20523 sayılı Resmi
Gazete’ de yayınlanan 3644 sayılı Kanun’ la ilçe olmuştur. İlçenin, köy iken
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Kızıloğlan adı altında Bucak haline
getirildiği bilinmektedir. İlçemiz güney batısında bulunan Tepeköy’ ü
hudutları içerisinde çok eskiden yerleşim yeri olan ve enkazları bulunan,
kimler tarafından yaptırıldığı bilinmeyen devirde “SARAYDÜZÜ” olarak
adlandırılan bir yerin bulunduğu söylenmektedir.
Bu yüzden eski adı olan ve bir mana ifade etmeyen Kızıloğlan isminin,
yerleşim merkezinin Saraydüzü’ nün eteklerinde düzlükte olması nedeni ile
1954 yılında köy muhtarı Mehmet COŞAR’ ın köy ismini n “SARAYDÜZÜ” olarak
değiştirilmesi teklifi üzerine isim değişikliğine uğramıştır.
Bugüne kadar sırasıyla şu yönetimler altında kalmıştır.
1- Kargalar : M.Ö. 1400-1300 yılları.
2- Hititler : M.Ö. 1330-1100 yılları
3- Pafloganlar : M.Ö. 1100-700 yılları
4- Lityalılar : 546 yılı
5- İranlılar : 377 yılı
6- Pontuslular : 183 yılı
7- Romalılar : M.Ö. 64- M.S. 355
8- Bizanslılar : M.S. 395-1126
Bizanslılardan Türk Beyliklerine geçmiştir. Çeşitli Türk Beylik ve
Devletlerinin, Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğinde çeşitli uygarlıklara
ve kültüre sahne olmuştur.
İlçemiz köylerinde çeşitli dönemlere ait cami, çeşmeler ile Osmanlı dönemine
ait, sanatsal açıdan zengin görünümlere sahip, işleme ve oymalarla süslenmiş
pencere, kapı ve balkonları ile ilgi çeken tarihi evler bulunmaktadır. Cuma
köyünde bulunan Cuma günleri bütün çevre köy halkına merkezi bir cami olma
özelliği ile dikkat çekmekte olan ve yapım tarihi evler bulunmaktadır. Bunu
yanında merkezde bulunan ve bugün de ibadete açık olan Merkez Camii de gerek
olağanüstü yapım hikayesi, gerekse tarihi bir yapı olma özelliği bakımından
kayda değer bulunmaktadır. Ayrıca İlçemiz sınırları içerisinde bulunan bazı
mağaraların tarih öncesi çağlarda yerleşim amacıyla kullanıldığı rivayet
edilmektedir
TÜRKELİ
TÜRKELİ ilçe merkezi, yerleşim yeri olarak yüzyıla yakın bir geçmişe
sahiptir. İlçe önce Rum Pontusların, sonra Selçukluların, daha sonra
İsfendiyaroğulları beyliğinin yönetiminde kalmış; 1461 yılında Fatih Sultan
Mehmet’in Sinop’u almasıyla Osmanlı yönetimine geçmiştir.İlk kurulduğu
zamanki adı Yarna’dır. Daha sonra Cumhuriyet´in kuruluşu ile birlikte
sahildeki bir gemi kalıntısına istinaden Gemiyanı adı verilmiştir. 1957´de
Türklerin yerleşim yeri anlamına gelen Türkeli adını alarak ilçe olmuştur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Ayancık ilçesine bağlı olan Türkeli, 1 Mayıs
1957′de ilçe olmuştur.
Sinop ilinin sahil şeridindeki üç ilçesinden biri olan Türkeli, ilin batı
kıyısında yer alır. Doğusunda Ayancık, batısında Kastamonu’nun Çatalzeytin
ilçesi, güneyinde Taşköprü ilçesi, kuzeyinde ise Karadeniz bulunur. Merkez
ilçe nüfusu 21.904, Yüzölçümü 421 km²’dir. Belediye başkanı Ahmet
Yıldırım’dır.
İlçeye bağlı köyler: 1. Akçabük, 2. Alagöz (Sırtıvan), 3. Ayaz(Çay), 4.
Çatakgeriş, 5. Çatakgüney, 6. Çatakörencik, 7. Direkli, 8. Düzköy, 9.
Düzler, 10. Gaziler (Dayısta), 11. Gencek, 12. Gökçealan (Cible), 13.
Gündoğdu (Kirtoz), 14. Hacıköy, 15. Hamamlı (Ayandon), 16. Işıklı (Moğan),
17. Karabey (ÇARŞAMBA PAZARI), 18. Kayabaşı, 19. Kuşçular, 20. Kuz, 21.
Oymayaka (Coray), 22. Sarmaşık, 23. Satıköyü, 24. Sazkışla, 25. Taçahmet (Tacamet),
26. Taşgüney(Cabanay), 27. Turhan (Tosos), 28. Yapraklı (Bolla), 29. Yazıcı
(Yacıköyü), 30. Yeşiloba (Reyfez), 31. Yusuflu.
6 km doğusunda, Ayancık yolu üzerinde GÜZELKENT beldesi bulunur. Güzelkent
Belediye Başkanlığını Hüseyin Özcan yürütmektedir. Bu beldede bir cam
fabrikası ve bir balıkçı limanı vardır. Ayrıca Sinop’un Sarıkum’la birlikte
doğal kum plaj görülen tek yer Güzelkent’tir.Sahilde turistlere yönelik
konaklama merkezleri vardır. Beldenin eski adı Helaldı’dır. 1980 lerdeki bir
sel ile köy çok büyük bir yıkımla karşılaşmıştır. Belde olduktan sonra da bu
kötü anının silinmesi için ismi Güzelkent olarak değiştirilmiştir. Yaz
dönemlerinde sahil şenlikleri ve konserler gerçekleştirilir. Beldede bir
sağlık ocağı, iki ilköğretim okulu ve bir jandarma komutanlığı bulunur.
Türkeli limanının yapımı 2001′de tamamlanmıştır. Yat limanı ve balıkçı
barınağı olarak çalışmaktadır. Ayrıca belediye turizm gelirlerini arttırmak
amacıyla suni kum plaj yaptırmıştır.
Türkeli Lisesi ve Türkeli Çok Programlı Lisesi ilçenin ortaöğrenim
kurumlarıdır. Bir yükseköğretim kurumu bulunmamaktadır. İlçenin büyük pazarı
perşembe günleri çayın kenarındaki pazar yerinde olur.
Gurbetçilerin desteği ilçenin her yanında görülmektedir. İnsanlar geride
bıraktıkları akrabalarını ve bölge insanını düşünerek 50 yatak kapasiteli, 3
polikliniği olan Türkeli Devlet Hastanesi’ni yaptırmıştır. Hastanenin
giderlerinin neredeyse tamamı bağışlarla karşılanmaktadır.
İlçede gurbetçilerin etkisi barizdir. Bölge insanı geçim kaynağı bulamayınca
Avrupa’ya işçi olarak gitmiştir. Yaz aylarında gurbetçilerin getirdiği
kaynak sayesinde ilçe ayakta durmaktadır. Çay bahçeleri ve deniz bölgenin
önemli eğlence ve gelir kaynağıdı
DİKMEN
Tarihçe
Dikmen ile ilgili tarihi kaynak bulunmamakla birlikte Gerze ve Sinop'un
tarihi ile birlikte mütaala edilmesi gerekmektedir. Yörede yaşayanlardan
edinilen bilgiler bize, Dikmen'in tarihi ile ilgili ışık tutmaktadır.
Bu bilgilere göre, dikmen'in yerleşim yeri olarak seçilmesinin ana nedeni
1789 yılında hizmete giren camiden dolayı olduğudur. O tarihlerde yöre
halkı, cuma günleri ihtiyacını karşılamak üzere "yeni cuma" diye tabir
edilen merkeze gelmeye başlamışlar ve çevredeki 30 köy için burası bir
merkez durumuna gelmiştir.
Osmanlı döneminde saray köyü'nün nahiye olduğu, 1935 yılında ise dikmen'in
nahiye olarak teşkilatlandırıldığı, 1957 yılında, içinde tüm birimlerin
olduğu teşkilatlı nahiye durumuna getirildiği bilinmektedir.
Dikmen'in bu tarihten 33 yıl sonra 20.05.1990 gün ve 20523 sayılı resmi
gazetede yayımlanarak yürülüğe giren 3644 no'lu kanun hükmü gereğince,
kırçal, çorak ve dumanlı köylerinin birleşmesi ile ilçe hüviyetine kavuşmuş,
ilçeye ilk kaymakam 23.07.1991 tarihinde atanmış ve ilçe 30 ağustos 1991
günü fiilen faaliyete geçmiştir.
Coğrafi Durumu
İlçe dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip ve birinci derecede
heyelana maruz bir bölgedir. Kuzeyinde küre dağlarının uzantısı olan göktepe
ve kiraz dağları vardır. İlçe merkezi, güzelceçay(kanlıçay) vadisinde
kurulmuştur.
İl merkezine 75 km, Samsun-Sinop karayoluna 9 km. uzaklıkta olan ilçemizin
yüzölçümü 450 kilometrekaredir. İlçe, kuzeybatıda Gerze, güneyde Durağan,
batıda Boyabat, doğuda Yakakent(Samsun) ilçeleriyle çevrilidir.
İlçede ılıman bir iklim sürer. Yıllık sıcaklık ortalaması 14
derecedir.denize uzaklığı 12 km. Olup, kerim köyü denize bağlantısı olan tek
yerdir.nemlilik oranı %70 civarındadır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İlçe merkezinden ve köylerinden büyük kentlere göç hareketi vardır. Genelde,
ilçede yaşayan kesimi yaşlılar oluşturmakta ve nüfusun %85'ı köylerde
yaşamaktadır.
2000 yılında yapılan son nüfus sayımına göre İlçemiz gerçek nüfusu Merkez'de
1398; Köylerde 8072 olmak üzere toplam 9470'dir.
Göktepe ormanları, özellikle yöredeki köylerin geçim kaynağını teşkil
etmektedir. Tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. Halıcılığın
yaygınlaşması ekonomik gelişmeye olumlu katkıda bulunacaktır.
Güzelceçay mevkiinde mevsimlik olarak faaliyet gösteren balık ürünleri
fabrikaları vardır. Yine bu mevkiide 1 adet tavuk üretim çiftliği
bulunmaktadır.
İlçede orman köylerini kalkındırma kooperatifleri vardır. Orman köylüsüne
dikmen Göktepe orman işletme şefliklerinin yapmış olduğu 2002 ödeme miktarı
420.000.000.000.TL'dir.
Tarım
Tarım alanındaki üretim aile içi tüketim için olup ticarete dönük önemli bir
üretim yoktur. İlçemizde 108 adet traktör, 7 adet harman makinesi
bulunmaktadır.
Tarım ve hayvancılık potansiyeli: ilçemizin yüzölçümü 430000 dekar olup bu
arazinin dağılımı şöyledir.
Arazi Tipi Alan (Da)
Tarım Arazisi (Açık Arazi) 141.000
Ormanlık ve Koruluk 170.000
Çayır ve Mera 36.000
Taşlık, Yerleşim Yeri vs 83.000
Tarım Arazisinin Dağılımı - Dekar
Ekilen Tarla 75.000
Nadas 53.000
Sebzecilik 1.800
Meyvecilik 650
Kavaklık Ve Söğüt 550
Kullanım Dışı 10.000
Ekilen arazi ve cinsi: Buğday : 52.000 dekar, Arpa : 11.000 dekar, Mısır :
4.500 dekar, Yulaf : 1.500 dekar, Tütün : 250 dekar, Yem bitkileri(ot) :
5.750 dekar, Sera(yüksek tünel) : 4.158 dekar.
Meyve ağacı cinsi: Elma : 11.408 adet, Armut : 4.400 adet, Erik : 9.354
adet, Ayva : 2.100 adet, Kiraz : 1.337 adet, Fındık (ocak) : 12.290 adet,
Ceviz : 11.500 adet.
Hayvan varlığı : Sığır : 8.022 adet, Manda : 452 adet, Koyun :20.500 adet,
Keçi : 975 adet, At : 618 adet, Katır : 671 adet, Eşek : 954 adet, Tavuk
:16.500 adet, Hindi : 1.825 adet, Ördek : 960 adet, Kaz : 160 adet, Fenni
arı kovanı : 2.710 adet, Kara kovan : 60 adet.
İlçe Tarım Müdürlüğünce Yürütülen Proje Çalışmaları
A- Çiftçi kayıt sistemi ve doğrudan gelir desteği: toplan çiftçi sayısı 1538
ve yapılan ödeme 669.000.000.000tl. Üreticilerin %95 ten fazlası kayıt
altına alınmıştır.ilçenin tapu ve orman kadastrosu olmadığından yapılan
tespit çalışmalarında 13.500 parsel zilyet tespiti ve kaydı yapılmıştır.
B- Yem bitkileri destekleme projesi: toplam yararlanan çiftçi sayısı 414
olup bir önceki yıl 128 üretici ve 2400 dekar olan çalışma 2002 yılında 3
kat artarak 6142 dekara çıkmıştır. 2002 yılında yapılan toplam ödeme
96.000.000.000tl.dir.
C- Yüksek tünelde sebze yetiştiriciliği projesi: projenin uygulamasıyla
toplan 42 adet 4200 m2 alana sahip yüksek tünel dağıtımı yapılmıştır.
D- Meyvecilik projesi: 2002 yılı içinde 210 adedi ceviz olmak üzere 2400
adet çeşitli türlerde meyve fidanı dağıtılmıştır.
|