Andolsun bütün örtülere, andolsun
bütün örtünenlere ki,
Kar altinda terleyerek uyanmaktir aşk.
Yanmiş iki cesedin kina gibi külleri arasindan
Fişkin sürerce dirilip yeniden yanmaktir aşk.
Cümle agaç kapilari, cümle demir kapilari aşip,
Bir gönül kapisina dayanmaktir aşk.
Sevgilinin otagini gökkuşagina boyayip gece-gündüz,
Hüznün safran sarisiyla boyanmaktir aşk.
Yaratmaktir ya da sevgilinin topragindan yaratilmak,
Her nefes alip verişte yanmaktir aşk.
Ismaili bir gönülle teslim olmaktir biçaga,
Birini kandirmak degil, bilerek kanmaktir aşk.
Diline arilar konar, koynunda karincalar gezer,
Sevgilinin ölçegiyle her zaman sinanmaktir aşk.
Israfil'in Sur'unu ruhunda duymaktir aşk,
Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktir aşk
Gel..başlar cümle..ve gel..biter cümle..
Noktaları kısa..virgülü yok..ömrü kısa derdi çok..
sallanır yıldızları..biter umutları..
giden sevgilinin ardında bakakalır..
ve sen baktıkça o uzaklaşır..adım adım...
gel dersin sesin yankılanır,duvarlara çarpar
ve yine sana gelir..sana geldikçe yar uzaklaşır..
Santim santim çürür umutların..besleyip büyüttüğün bulutların yağmur olur düşer
toprağa..
içinde kalan dert artıklarını heybene doldurur dönersin yola..boynun bükük,
arkana baka baka uzaklaşırsın...
Çöker bulutlar en dertli şarkılarıyla
gözlerinin önüne..yağmur olur siner içine..
bir rüya başlar kirpiklerinde sonu sevdayla bitmeyen..
ellerini okşayacağın yarin olmadığı mısralar vardır şiirlerinde..saçlarına
dokunmayacağın
gecelerin içine dalmak istersin..
gitmek istersin..ama gidemezsin..
sorularla karışık düşüncelerin içinde
yazılar yazarım sana..
ve bunlar geniş bir zamanda ulaşırsa sana,
sana yazıldığını hisseder misin acaba?..
Giderken arkama bakışlarım takılır gözlerine..
aklına mısralar takılır..
işte o an birlikte yürüdüğümüz yolun uzunluğunu değil yaşadığımız yolu hesapla..
ben sana yağmur yağarken
yıldızları tutup sevmeyi öğrettim..
sevilmeyi hesapla..
gün gelir giderim belki...yokluğumu hesapla..
baş ucunda eski bir kitap gibiyim
geçmişten kalan mısraları fısıldayan..
beni değil kendini verirsin geçmişe..
ve seni kime sorarım sonra?..
sen kimlere sorarsın kendini?..
varlığında kaybolmayı hesapla..
böyle yazmıştı şair mısralarımı
ve böyle olacaktı sanki..
Beni bulabilirsin belki..sırtımda heybem,
içinde bitmemiş cümlelerimle birlikte..
ama belki güvercinlerin olduğu yerde..
Beyazıt’ta,Yenicami’de veya bırakıldığın her yerde kendini bulabilmeyi hesapla..
ve ben belki de ölürüm..
varlığımda yokluğumu
hesapla..gitmeden gidişimi hesapla..
ölmeden ölüşümü..gelişimi istemezsin belki
gideceğim için..umutlarım nasılsa mısra aralarında gömülü kalacak..nasılsa
yıldızlarım
bir bir kayacak..nasılsa gideceğim..
nasılsa gelmeyeceksin..
Özlemlerim hep sensizlikte kalacak..
ben isteyeceğim sen gelmeyeceksin..
gelmen için sebepler uyduracağım..
ve gelmen için bir sebep hep var..
ama sen yine de gelme nasılsa gideceksin..
ama sen yine de gelme nasılsa
ben senden gideceğim..nasılsa kolumdan tutup ayıracaklar beni gül taktığım
koynundan...
gelme yar nasılsa gideceğim..
gelme yar nasılsa öleceğim...
Hüznü var artık ruhumun
Senden ayrılma korkusuyla
Kendimi alamıyorum çaresiz düşüncelerden
Ben sensizliğinle
Sarmaş dolaşım
Sensizliğin tek ifadesi artık boş odalar
Gece olmak üzere…
Yankılanır artık kulaklarımda haykırışların
Ben çıldırmak üzereyim.
Beni var edenin
Seni yok edenin
Hikmetinde saklı herşey
Gözlerim büyümede,nefesim kesilmekte
Bedenim titremekte bu gece
Çığlıklarım ve çılgınlıklarım yok artık
Her şeyiyle sus pus oldu sevgim
Yaşanamayanların özlemiyle
Bu mahzun odada bir başıma
Ben aşkı sorguluyorum
Ama cevapsız kalıyor sorularım
Ben seni seviyorum
Kifayetsiz kalıyor duygularım
Yaşayanda sevgi
Yaşatanda hikmet
Yaşanılanda mucize
Değil mi aşk?